“İşte zil çalıyor. Benim yakışıklı prensim geldi. “Hoş
geldin sevgilim, nerede kaldın? Bir an beni unuttuğunu sandım.” Bu sözlerimden
sonra sarıyor beni kollarıyla. Bana aldığı papatyalarını uzatıyor. Papatyalar o
kadar çok ki kucağımı kaplıyor neredeyse. Ben gülümsemeyle papatyalarıma
bakarken minik bir buseyi konduruyor yanağıma. İçeri geçiyoruz birlikte. Ben
oturuyorum o da dizime yatıyor. Bir yandan saçlarını okşuyorum bir yandan
sohbet ediyoruz. Kaşlarını yukarı kaldırıp bana bakıp gülümsüyor. Gel de sevme.
Açıktım diyor afacan ses tonuyla. Belli ki aklında bir şeyler var. Gel diyor,
birlikte yemek yapalım. Geçiyoruz mutfağa iki yaramaz çocuk gibi, başlıyoruz
mutfağı dağıtmaya. Balık pişirecekmişiz birlikte. Aslında balık yemem ama onun
yaptığı bambaşka oluyor. Bana birkaç görev veriyor. Domatesleri ince ince
dilimlemek, soğanları ve renkli biberleri halka halka doğramak. Emir büyük
yerden tabii. Başlıyorum dediklerini yapmaya. O ise arkada balık temizliyor. O işini
bitiriyor ben de soğanları ve biberleri kavuruyorum biraz. Ben kavururken arkamdan
gelip belime sarılıyor. Aman Allahım heyecandan titriyorum, sanki dizlerimin
bağı çözülüyor. Kokumu içine çekiyor ve küçük bir öpücükten sonra devam
ediyoruz yemeğimize. Balığı folyoya yatırıyor ve malzemeleri içine koyuyor.
İşte gizli sır, üzerine zeytinyağından birkaç damla damlatıp balığı sıkıca
sarıyor. İşte fırında. Salata olmadan olur mu diyerek başlıyoruz salatamıza. Bol
yeşillikli salata yapıyoruz kendimize. Soframızı kurmaya koyuluyoruz.
Gözlerinin içine bakarak yediğim
yemek ayrı bir zevk eriyor bana. Ruhumu doyuruyorum sanki. Dağıttığımız gibi
topluyoruz da etrafı. Her şey yerli yerinde olunca mısırımızı patlatıyoruz.
Sırada film keyfi varmış. Oturuyor ve tam koltuğu köşeliyor.. Yanına uzanıp
göğsüne sokuluyorum. Kalbinin sesi ve nefesi benim hayatımdaki tek film oluyor
o an. Sen filmi izlemiyor musun diye paylıyor arada beni. İzliyorum diyorum,
inandırıyorum onu bir şekilde. Film bitiyor ve daha sıkı sarılıyor bana. Onun
kollarındaki huzur ve sıcaklığımız ikimizin de uyuması için yeterli oluyor.”
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde
kadar!…
İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe
yaşar.
Yahya Kemal
Yahya Kemal



